ana sayfa iletişim arama
 
HABERLER FORUM E-DERGİ E-KART GALERİ ANİMASYONLAR GÖRÜŞLER İTİRAFLAR SEMİNERLER TOPLİST KADRO
 
 
ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı
Şifre
  Hatırla
 
Yeni üyelik
Şifremi unuttum

MAKALELER
  KB Haber
  Gelistiren Filmler
  Hayvanlar Alemi
  Geliştiren Müzikler
  Geliştiren Video
  Aktif Öğrenme
  Sağlık
  Görüşünü Söyle
  Gelişim Dersleri
  Başarı Öyküleri
  Online Eğitim
  Başarı Yazıları
  Yüz Okuma
  Beden Dili
  Bilelim-Çözelim
  Bilinç Altı
  Foto Gelişim
  Türk Usulü
  Çocuk Psikolojisi
  Çoklu Zeka
  Diksiyon
  Geliştiren Sözler
  Ergen Psikolojisi
  Evlilik Danışmanlığı
  Geliştiren Sözler
  Geliştiren Hikayeler
  Geliştiren Yazılar
  Gülelim-Düşünelim
  Hafıza/Beyin
  Hızlı Okuma
  Hipnoz
  İletişim
  İlginç Başarı
  İlginç Bilgiler
  İş Dünyası
  Kariyer Danışma
  Kitap Dünyası
  Kitap Özetleri
  Lider Olmak
  Motivasyon
  Mutluluk Sanatı
  NLP
  Okulda Başarı
  Özel Eğitim
  Para Sanatı
  Parapsikoloji
  Ruh Sağlığı
  Söyleşi
  Spor Psikolojisi
  Stres ve Kaygı
  Test Edin
  Yabancı Dil
  Yönetim ve Liderlik
  Yurtdışı Eğitim
  Zaman Kontrolü
  Ruhsal Gelişim
  Çeviri Makale
  Egzersizler

İSTATİSTİKLER
Ziyaretçi
  » Bugün : 921
» Toplam : 25299034

Toplam
  » 56268 Üye
» 2796 Konu
» 667 Makale
» 7627 Haber
» 260 İtiraf
» 109 Seminer
» 268 Dosya
» 3549 Soru - Cevap
» 39 E-Kart
» 72 Resim
» 177 Animasyon
» 66 Toplist Üyesi
» 452 Ziyaretçi Görüşü
» 25464 Maillist Üyesi

Online
  Online 58 Ziyaretçi Var

Konular
Makaleler
Haberler
Seminerler
İtiraflar
Soru - Cevap
Dosyalar

  Created by Nergiss Media

Yazarlar

   Çetin Özbey

     Meslek Seçiminde Ebeveyn Hataları

Kimi çocuklar daha dünyaya gelmeden anne babaları tarafından meslekleri seçilmiştir. Daha çocukluktan itibaren bu mesleğe özendirilir ve her defasında bu konuya vurgu yapılır; “Oğlum bölgenin en iyi doktoru olacak, kızım güzel bir öğretmen olacak, bu oğlum da top oynayıp dünyanın en iyi futbolcusu olacak” vb.

Çocuklarda mesleğe ilgi öncelikle özdeşim sonucu oluşur. Örneğin, eskiden ilköğretimin ilk yıllarında çocuklara “Büyüyünce ne olacaksın” diye sorulduğunda, çocukların yarısından fazlası öğretmen olacaklarını söylerlerdi; çünkü öğretmenlerini çok sevdikleri için onunla özdeşim kuruyorlardı ve onun gibi olmak istiyorlardı. Şimdi de birçoğu öğretmen olacağını söylüyor ama televizyonun etkisiyle, çocuklar daha okula başlamadan farklı kişilerle özdeşim kurup ne olacağının hayalini kurmaya başlıyorlar. Elbette bu dönemdeki karar, gerçekçi bir tercihi yansıtmaz; çünkü yaşamsal gerçekler ve koşullar hesaba katılmadan özdeşim sonucu alınmış bir karardır.

Çocuğun mesleki benlik kavramı daha sonraki süreçlerde hem dış etkenler hem de bireye özgü zamanla değişen niteliklerinin etkisiyle farklılaşmaktadır. Dış etkenler şöyle sıralanabilir: Ailenin telkin veya baskısı, okulda kendisine biçilen rol, özdeşim kurduğu insanlar, ailenin sosyoekonomik durumu, bölgenin iş imkânları, beklenmedik durumlar vb. Bireyin kendine özgü nitelikleri ise şöyle sıralanabilir: Bireyin zamanla değişen ilgileri, değerler sistemi, benliği, yetenekleri, tahsil durumu, okuldaki başarı düzeyi, zekâ seviyesi, psikososyal gereksinimleri vb. Örneğin, 14–16 yaşlarında kişi seçeceği mesleği yeteneklerine ve kendine uygunluğunu düşünerek belirlemeye çalışır, 16–24 yaşları arasında ise, kimi meslekleri inceleyip çalışma koşullarını görerek seçerken, kimi mesleğin maddi getirisine göre seçer, kimi zorunluluk sonucu bir meslek tercih eder, kimi de tesadüf sonucu kendini bir meslekte bulur.

Meslek seçim sürecinde birey, gelişim sürecine paralel olarak birçok meslek değiştirebilir. Örneğin, 4 yaşında polis olacağını, ilköğretimin ilk yıllarında öğretmen, son yıllarında artist veya şarkıcı olacağını söylerken lisede fizik mühendisi olacağına karar verir. Ancak üniversite sınavında fizik mühendisliğini kazanacak kadar başarı göstermez; ama fizik öğretmenliğini kazanır. Bu bölümü bitirdikten sonra, bu mesleğin kendisine uygun olmadığını düşünüp bir şirkette danışman olarak çalışmaya başlayabilir ve yöneticiliğe kadar yükselebilir; hatta daha ileride kendi işini kurup iş adamı da olabilir.

Birçok anne baba, hayallerindeki mesleği çocuğunun önüne tek seçenek olarak koyar. Kimi de bir zamanlar sahip olmak istediği ama başaramadığı mesleği çocuğuna seçtirme eğiliminde olur. Sürekli bu meslekten söz ederler; mesleğin üstünlüklerini, gelecekte çocuğu o meslekte çalışırken görme arzularını ve meslek ilgili hayallerini anlatırlar. Bilinçli ve kültürlü diye tabir edilen kimi anne babalar da çocuğun meslek seçiminde, iş dünyasının koşullarına göre mantıklı bir karar verilmesi gerektiğini düşünürler. Bu nedenle çocuklarını, iyi para kazanabilecekleri ve iş olanakları geniş olan mesleklere yönlendirmeye çalışırlar. Örneğin, bazı çocukların fen ve matematik alanındaki zekâları yüksek olur. Anne baba çocuğun tıp fakültesine gitmesini ister, çocuk ise güzel sanatları tercih etmek ister; fakat anne baba baskın çıkarak çocuğu istemediği tıp fakültesine gönderir.

Ayrıca bağımlı bir kişiliğe sahip olan çocuk veya gençler de her konuda oldukları gibi, meslek seçiminde de anne babalarına danışarak sahip olacakları mesleği ebeveynlerinin seçmesini isterler.

Çocuğun mesleki ilgisi ve yeteneği hesaba katılmadan herhangi mesleğe zorla yönlendirilmesi, çocuğun bireyselliğini, özgür iradesini ve mevcut yetilerini hiçe saymaktır. Çocuğun önüne tek meslek seçeneğinin konulması ve devamlı bununla ilgili konuşulması beraberinde birkaç ciddi tehlike barındırır. Bunlardan birisi çocuğun aşırı sorumluluk yüklenmesine ve dolayısıyla başarısını engelleyecek düzeyde kaygının oluşmasına yol açabilir. İkincisi çocuğun istemediği, sevmediği ve yetenekleriyle bağdaşmayan bir mesleği seçmesi ve bu meslekle ilgili bilgi ve deneyim kazanma sürecinde gerekli performansı gösterememesidir. Bir başka tehlike de hedeflenen mesleğin çocuğun kapasitesinin üstünde olmasıdır. Birçok öğrenci yetenekleriyle uyuşmayan bölümleri tercih etmiş, ancak bu alanlarda başarı gösterememiş ve okul yaşamları bu yanlış karar sonucu sona ermiştir.

Bireyin sevmediği bir işte çalışması bütün yaşamını olumsuz etkileyebilecek bir durumdur; bir ömür boyu mutsuz olabilir. İnsanlar işlerinde çalışırken, yeteneklerini güçlendirerek en üst seviyeye çıkarmaya çalışır, deneyimlerini artırır. İyi işler yaptıkça ve yeni başarılar elde ettikçe, benlik saygısı yükselir ve kendine güveni artar. İşini sevmeyen ve kendisine uygun olmayan bir işte çalışanlar, işlerinde başarı göstermeyebilirler, ayrıca başarı için gayret sarf etmez; kendilerini geliştirmek ve eksikliklerini gidermek için araştırma yapmazlar. Çalışmak sadece maddi bir gelir elde etmek için değildir, aynı zamanda kişinin ruh sağlığı için de gereklidir. Hiç çalışmadan ölünceye dek geçimini sağlayabilecek kadar mal varlığı olan insanların hemen hemen hepsi çalışmayı sürdürmektedir. İnsan için çalışmamak, umudun tükenişi dolayısıyla kişinin dünyada bir beklentisinin olmaması demektir.

İnsan, uykudan sonra en çok zamanını çalışarak geçirir. Bu nedenle seçilecek meslek kişinin yaşamının her boyutunda etkisini gösterdiği için çok dikkat edilmelidir.

Eskiden çocuğun akademik zekâsı öne çıkarsa, çocuk zeki olarak kabul edilirdi ve zekâ sıralamasında IQ ölçüt olarak kabul edilirdi. Eskiden öğretmenler bile, IQ puanı yüksek olan öğrencilerin ilgilerini ve mesleki eğilimlerini belirlemeden, onları fen ve matematik ile ilgili bölümlere yönlendirirlerdi. Bu bölümlere yönlendirilen öğrencilerin büyük bir kısmı daha farklı mesleklere ilgi duydukları halde öğretmenlerini kırmama adına kabul ederlerdi. Günümüzde “çoklu zekâ kuramı” ile birlikte bu anlayış yerini yeni bir sürece bıraktı. Öğrenciler okullarda ilgilerine göre orta öğretim veya daha üst düzey okullara yönlendirilmektedir. Yönlendirme çocuğun IQ zekâsına göre yapılmıyor. Çeşitli test ve envanterlerle öğrencilerin mesleki ilgileri saptanarak yönlendirme kararı verilir. Okullardaki bu hizmet, çoğu zaman rehberlikten çok bir yönlendirmedir; çünkü çocuğun ve ailenin görüşü alınmadan çocuğun hangi liseye veya hangi fakülteye girmesi gerektiği belirtilir. Gerçi gerçek anlamda rehberlik yapanlar da çoktur.

Hem anne babalar hem de öğretmenler, meslek seçimi sırasında çocuğa rehberlik yaparken ilgi ve yeteneklerini belirleyip ona söylemeli; böylece çocuğun kendi hakkındaki farkındalığı artırılmalıdır. Ayrıca girebileceği fakülteler/bölümler veya seçebileceği meslekler hakkında detaylı bilgi verilmelidir. Daha sonra bölüm veya meslekle ilgili seçim hakkı çocuğa veya gence bırakılmalıdır. Mesleki rehberlikte temel amaç tek bir yol değil, birçok yol göstermektir. Birey yönlendirilmez ve onun adına karar verilmez. Birey kendisine sunulan bilgiler ışığında kararını kendisi vermelidir.

Liseyi bitirip üniversiteye geçiş yapacak olan öğrenciler, meslek seçim sürecinde önemli bir aşamadalar; çünkü gidilecek bölümün tercihi bu süreçte önemli bir adımdır. Bu dönemde gerek öğrenci ve gerekse ailesi mutlaka okuldaki mesleki rehberlik verenlere danışarak uygun bir tercih yapmalıdırlar. Aynı hassasiyet ilköğretim öğrencileri için lise tercihinde gösterilmelidir.

 

Çetin ÖZBEY

ozbey@cetinozbey.com




Eklenme Tarihi : 29 Haziran 2007
Okunma : 3675
Toplam Puan : 7
Bu yazıya puan verin

Ana Sayfa  Sayfa Başı  Bu Konuyu Favorilerime Ekle  Bu Konuyu Arkadaşına Gönder  Yazıcı Görünümü




Bu makaleye yorum yazmak için
üye girişi yapmalısınız.
DİĞER YAZILARI
Burası Yalnızlık Ülkesi (14 Mayıs 2009)
Tek Çocuk Sendromu (14 Ocak 2009)
İndigo Çocuk Var mı, Yok mu? (21 Ekim 2008)
Bende Bir Anormallik Görüyor musun? (23 Eylül 2008)
Çocuk Eğitiminde Yapılan Hatalar (26 Temmuz 2008)
Panik Atak (25 Haziran 2008)
Duyu Bütünleme Terapisi (31 Mayıs 2008)
Hastalık Hastalığı (28 Nisan 2008)
Kişisel Gelişimin Korsanları (5 Nisan 2008)
Çocuktan Fazlasını Beklemek (14 Mart 2008)
Özel Eğitimde Etik Kurallar (11 Şubat 2008)
Engellilere Karşı Toplumsal Tutum (11 Ocak 2008)
Kimler Özel Eğitimci olsun? (28 Aralık 2007)
Engelliler Genelgesi ve Çarpıtılan Gerçekler (13 Aralık 2007)
Aşkın Çeşitleri (6 Aralık 2007)
Aşk Nedir? (21 Kasım 2007)
Sevgi mi, Aşk mı? (2 Kasım 2007)
Çocuk Psikoterapisi (27 Ekim 2007)
Kürtaj Cinayet mi? (15 Ekim 2007)
İkizleri Yanlış Eğitmek (25 Eylül 2007)
İş, Kariyer ve Çocuk (21 Eylül 2007)
Çocuklarımız ve Bilgisayar (21 Eylül 2007)
Çocuk ve Temizlik Alışkanlığı (25 Ağustos 2007)
İnternet Bağımlılığı (17 Ağustos 2007)
Çocuklarımız ve Bilgisayar (31 Temmuz 2007)
Hidro Terapi (20 Temmuz 2007)
Tutumların Esaretinde Bir Yaşam (6 Temmuz 2007)
Meslek Seçiminde Ebeveyn Hataları (29 Haziran 2007)
Müzik Terapi (21 Haziran 2007)

E - MARKET


Aradığınız ürünler burada

SİTE DİLİNİ SEÇİNİZ

 BİLGİ BANKASI
  1.ŞİİR YARIŞMASI
  Önemli Günler
  İK ve Kariyer
  Eğitici Kulupler
  Çocuk Kulübü
  Rehberlik Servisi
  Psikoloji
  Özel Eğitim

SOHBET

YAZARLAR
Yonca AYAS
EYLÜL GELDİ, KİTAPLAR GÖNLÜME İNDİ...
Sarp KAYA
GÜNÜMÜZDE İNSANIMIZIN BİREYSELLEŞTİĞİ BİLİNEN BİR GERÇEKTİR
Turgay GEZİCİ
Toplum Saat´inde Akrep misiniz? Yelkovan mı? Yoksa sağa sola sallanıp duran bir Sarkaç mı?
mem sus
BİZ BU EVE GELİN GELDİK!!!
M.Burak OLGUN
Ötekileştiremediklerimizdenmisiniz?
gürhan gürses
86400 SANİYE
Ercan HARMANCI
Çok Okumayın!
Ahmet Yıldız
Matematik Dersinde Kendini Gerçekleştiren Kehanet
Semra Saglar
Sorunlara Farklı Pencereden Bakarsak
Murat DİNCER
Amaçlarımız!

Diğer Yazarlar

SORU-CEVAP
  Kişisel Gelişim
  Psikolojik Danışma
  SBS Danışmanlığı
  ÖSS Danışmanlığı
  Beslenme ve Diyet
  KPSS Danışmanlığı
  Site İle İlgili Sorular
  Kitap Danışmanlığı
  İnsan Kayn./Kariyer
  Bilişim Teknolojileri
  Özel Eğitim / Çocuk Gelişimi

DOWNLOAD
  Seminer Sunuları (*.pps *.ppt)
  Word Dökümanlar (*.doc, *.pdf)
  E-Kitap
  Soru Bankası
  Bilgisayar Prog.


ANKET

Sitemizin bir dergisi olsa ne dersiniz?

Süper, hemen abone olurum(67%)
Hayır, bence gerek yok(32%)


567 kişi oyladı.

Diğer Anketler

DOSTLAR
  Rehberlik Portalı
  Oyun Yıldız
  ALFA Kitap
  Rehber Abi
  Aktuel Eğitim
  KİGEM
  Murat Dincer

Tüm Dost Sitelerimiz

 
  2005 - 2008 © Kişisel Başarı

Gizlilik Güvencesi - Kullanım Sözleşmesi - Reklam - Künye