ana sayfa iletişim arama
 
HABERLER FORUM E-DERGİ E-KART GALERİ ANİMASYONLAR GÖRÜŞLER İTİRAFLAR SEMİNERLER TOPLİST KADRO
 
 
ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı
Şifre
  Hatırla
 
Yeni üyelik
Şifremi unuttum

MAKALELER
  KB Haber
  Gelistiren Filmler
  Hayvanlar Alemi
  Geliştiren Müzikler
  Geliştiren Video
  Aktif Öğrenme
  Sağlık
  Görüşünü Söyle
  Gelişim Dersleri
  Başarı Öyküleri
  Online Eğitim
  Başarı Yazıları
  Yüz Okuma
  Beden Dili
  Bilelim-Çözelim
  Bilinç Altı
  Foto Gelişim
  Türk Usulü
  Çocuk Psikolojisi
  Çoklu Zeka
  Diksiyon
  Geliştiren Sözler
  Ergen Psikolojisi
  Evlilik Danışmanlığı
  Geliştiren Sözler
  Geliştiren Hikayeler
  Geliştiren Yazılar
  Gülelim-Düşünelim
  Hafıza/Beyin
  Hızlı Okuma
  Hipnoz
  İletişim
  İlginç Başarı
  İlginç Bilgiler
  İş Dünyası
  Kariyer Danışma
  Kitap Dünyası
  Kitap Özetleri
  Lider Olmak
  Motivasyon
  Mutluluk Sanatı
  NLP
  Okulda Başarı
  Özel Eğitim
  Para Sanatı
  Parapsikoloji
  Ruh Sağlığı
  Söyleşi
  Spor Psikolojisi
  Stres ve Kaygı
  Test Edin
  Yabancı Dil
  Yönetim ve Liderlik
  Yurtdışı Eğitim
  Zaman Kontrolü
  Ruhsal Gelişim
  Çeviri Makale
  Egzersizler

İSTATİSTİKLER
Ziyaretçi
  » Bugün : 921
» Toplam : 25299034

Toplam
  » 56268 Üye
» 2796 Konu
» 667 Makale
» 7627 Haber
» 260 İtiraf
» 109 Seminer
» 268 Dosya
» 3549 Soru - Cevap
» 39 E-Kart
» 72 Resim
» 177 Animasyon
» 66 Toplist Üyesi
» 452 Ziyaretçi Görüşü
» 25464 Maillist Üyesi

Online
  Online 56 Ziyaretçi Var

Konular
Makaleler
Haberler
Seminerler
İtiraflar
Soru - Cevap
Dosyalar

  Created by Nergiss Media

Yazarlar

   Çetin Özbey

     Aşk Nedir?

Aşk bencilliktir. Yalnızca benimsin, tümüyle benimsin, daima benimsin, der âşık. Bir parçasını bile başkasına vermez, dokundurtmaz, koklatmaz; elinden gelse göstertmez. Ben nasıl seviyorsam onu, o da öyle coşkulu sevsin, der. Çoğu kez kıskançlık da arkadaş olur bencilliğe.

Aşk başkası olmaktır. Âşık, kendinden ve kendi özünden gelen özelliklerini inkar edip, yok sayıp sevgilinin özünü kabullenir. Geçmişinden süregelen alışkanlıklar bütününden vazgeçer. Sevgilinin yaşam kalıplarına girip kendini yeniden yapılandırır. O ne yapsa, neyi hoş görse, nereye gitse, hangi müziği dinlese onunla beraberdir. Sahte bir beraberlik değildir. Haz dolu bir kabullenme ve birlikteliktir. Anneler ortak, babalar bir, yaşamaların hareket yönü aynı olur.

Aşk ezberlemektir. Sevdiğinin ayakkabı numarasını ve beden ölçülerini ezberler. İlk buluşma, ilk mektupta yazılanlar, ilk sözler,  ilk öpüşme, ilk kavga, hafızada saklıdır. Sevgilinin sevdiği çikolata, en çok dinlediği şarkı sözleri, burcu ve yükseleni, bir de abartılı burcunun özellikleri bilinir. Doğum günü unutulmaz, unutulsa aşk da biter. Yüzlerce aşk sözü, şiir kaydedilir belleğe. Kişinin en çok ezberlediği yaşam dönemi aşkla ilgili kısımdır.  

Aşk sihirli bir değnektir. Âşık olduktan sonra olduğu gibi kalan yoktur. Mutlaka bir evrim geçirilir ve az bir sürede bireyin yaşamında gözle görülür değişimler yaşanır. Asi, öfkeli, haşin görünen kişi, bir anda yumuşar ve neredeyse erir. Hüzünlü ve umuttan yoksun olanlar, bir anda yaşama sımsıkı sarılır ve depresif hallerinden eser kalmaz, mutluluktan dudaklarında tebessüm eksilmez.  

Aşk felakettir. Karşılıklı ve tutkulu olunca sevenler mutlu olur; ama aşka ayrılık yolu gözükürse, âşıkları beklenmedik felakete sürükler ve yaşamla olan birçok bağlarını koparır. Kimi çaba sarf eder, koşuşturur, yalvarır, sabahlara dek kapısından ayrılmaz, amacı yitirdiği ve aşkına karşılık vermeyen sevgiliyi kendine bağlamak veya geri getirtmektir; ama istediğini de alamaz. Bir anlık öfke seline kapılıp sevdiğinin ve kendisinin yaşamına son verenler, aşkın çılgın aptallarıdır. Sadece kendini yok edenler, aşkın korkak aptallarıdır. Sevdiğini ve onun yakınlarını bitirenler ise, vahşi aptallardır. Oysa bir veya iki yıl sabırla ayrılık acısına katlanıp sonra aşkın gerçek ve tatlı heyecanını yaşayabilir.

Aşk takıntıdır. Âşık, takılmış bozuk bir plak gibidir. Sevgilisiyle, sevdasıyla ilgili birçok şeyi aynı sözlerle defalarca tekrar eder. Ağzından sevgiden, sevgiliden ve aşktan başka söz çıkmaz. Öyle ki, çevresindekileri usandırır. O konuşmaya başlayınca herkes kaçacak delik arar, kulaklarını tıkar.

Aşk abartıdır. Sevgilinin boyu servidir, gözleri ceylan, burnu fındıktır. Hiçbir özellik normal sınırlarda değildir, her şey alışılmışın dışındadır. Ay utanır görünmez, güneş kıskanır bulutun ardına gizlenir. Dünyada eşi benzeri görülmez, aynısı yeryüzüne gelmemiştir ve gelmeyecektir. Gözleri ışık saçar, nefesi lodos olur. Dünyanın en seçkin insanı odur. Aşk abartı dedik ya...

Aşk hayal görmektir. Âşık kendinde değildir, var olmayan ama kendisinin kurduğu bir alemdedir. İstediği gibi dolaşır bu alemde, her dediği olur. Kendisi prenstir, sevdiği ise prenses. Hayaller âleminden ayrılıp gerçeğe çok az döner. Hayallerde kaybolmuş bir görüntüdür aslında.

Aşk imkânsızı başarma çabasıdır. En ulaşılmaza âşık olunur bazen. Görünmez bir yolda yürümek, sonu olmayan bir kuyuya inmek, fırtınalı okyanusta sörf yapmak gibidir. Ulaşmak için amansız bir çaba verilir. Âşık için anlamlı bir çabadır. Sevgili, sevgilisinin dönmeyeceğini ve onu ebediyen yitirdiğini bildiği halde, umudunu yitirmez, “belki döner” diyerek ardından koşuşturur. 

Aşk çözülemeyen bir bulmacadır. Her bir parçası bir iklimde gizli. Duygularla örülmüş; ama bütünüyle anlaşılmaz. Aşkta bütün duygular en yoğun haliyle yaşanır, birbirine karışır. Aslında her duygunun bir rengi vardır; fakat aşkta bu renkler en koyu biçimini aldığı halde birbirine karışır ve hiçbiri gerçek rengini koruyamaz. Nefret, hüzün, sevgi, özlem... aşkın temel açmazıdır. Nefrette de aşk var, hüzünde de, sevgide de, özlemde de. Aşk bitmez... ama çözülmez de...

Aşk hayal kırıklığıdır. Kimi bir iki ıslak öpüşe, cinsel arzuya kanır ve sevildiğini sanır; ama yanılır. Çok geçmeden ihtiraslı bağlılığına, sıcak gözyaşlarına karşılık bulamaz. Sevdiği ya gidiyor, ya gitmiş ya da başkasına ait olmuştur. Aşk cennetinden başlayan yolculuk, hayal kırıklığının hüküm sürdüğü cehennemde son bulur.

Aşk bir armağandır. Kendiliğinde insanı bulan bir armağan... Ne zaman, nerede ve niçin geldiği bilinmeyen bir armağan... İnsanın sahip olabileceği en değerli armağan... Yaşamda elde edilebilecek en büyük armağan... İnsanın onu kendinden başkasıyla asla paylaşamayacağı bir armağan... Onu yitirmemek için canı pahasına koruduğu bir armağan... Sürekli aklında, yüreğinde tuttuğu bir armağandır.

Aşk, habersiz gelen bir fırtınadır.  Kişi neye uğradığını şaşırır. Her şey bir anda oluverir. Yaşam standartlarını alt üst eder; ama hasar vermez, güzelliklerle bezenmiş yeni bir yaşam sunar. Yeni ve heyecan dolu bir dünyanın kapılarını ardına dek açar.

Aşk esareti kabullenmektir. Nice insan vardır, başına buyruk, küçük bir tevazuu bile aşağılık kabul eden. Başı dik ve mağrur yürür. Aşk cephesinde aşka yenik düşünce, esareti en katı formlarıyla kabullenir. Sevgilinin en sadık kölesi olur. Terk edilince, yani görünürde özgür bırakılınca sevilinin esaretine girmek için çırpınır durur. Bu kez sevgilinin yokluğundan kaynaklanan esaret başlar. Bu esaretten de kurtulmak için feryatlar, figanlar çırpınışlar baş gösterir; lakin fayda etmez. Sevgili varken ona esir olunur, yokken yalnızlığa ve sevgilinin yokluğuna esir olunur.

Aşk dokunmaktır. Tenler birleşir, sıcaklıklar karışır; aşk doruğa tırmanır. Dokunma gereksinimi şehvetten öte bir duygudur. Aşk ateşi dokunma ile alev alır ve bir daha sönmez.

Aşk insanın erime noktasıdır. Âşık, duygu yumağı olur, su gibi, lav gibi akar. Histen yoksun kişiler, aşka düşünce gözyaşı yüklü bir bulut olur, dolu iken yağmur olur; zamanlı zamansız yağar, sel olur.

Aşk düşler ülkesine bir yolculuktur. Hiçbir şey gerçek gibi görünmez. Uzun sevişmeler, ateş gibi yakınlaşmalar birer yansımadır adeta. Alev alev yanan dudaklar öpüldüğü halde öpülmez, güneş gibi parlayan gözlere bakıldığı halde görülmez, birlikte olunduğu halde yaşanmaz. Geriye dönüp bakıldığında hepsinin bir düş olduğu sanılır. Bütün ilişkilerde büyülü bir hava eser. Birlikteliğin doruğa çıkması bir anda olur, yer çekimine inat havada uçulur, ayaklar yere basmaz.

Aşk bağışlamaktır. En büyük günah görmezden gelinir, en ağır suç affedilir. Aldatan eş suçüstü yakalanıldığı halde üç beş tatlı sözle ve bir iki özürle bağışlanır. Verilen randevuya geç kalınma, verilen sözleri yerine getirmeme, terk edilmeyen kötü hasletler ve daha birçok şey hoş görülür.

Aşk hataları görmemektir. Kör eder kişiyi aşk. Kusurları görmez, görse de önemsemez âşık. Herkesin gördüğü hataları, çirkinlikleri o görmez, göremez. Sevgilideki güzellikler, iyilikler evren kadar büyük görünürken; kötülükler, çirkinlikler zerre kadar küçük görülür ya da hiç görülmez.

Çetin ÖZBEY

ozbey@cetinozbey.com




Eklenme Tarihi : 21 Kasım 2007
Okunma : 1777
Toplam Puan : 9
Bu yazıya puan verin

Ana Sayfa  Sayfa Başı  Bu Konuyu Favorilerime Ekle  Bu Konuyu Arkadaşına Gönder  Yazıcı Görünümü

YORUMLAR


1. Aşk güzel şey valla tavsiye ederim bir aşık olaraktan, tüm aşıklara selamlar
bayboram - 26.11.2007 14:11:36

2. çetin bey yazınız harika olmuş, annebebek dergisindeki yazılarınızı da takip ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim. coşkun
contra - 04.12.2007 09:22:54

3. Aşkın gözü kördür!...Çok doğru tespitler:))
ylziii - 04.12.2007 20:02:05

4. Ask hatalari görmemektir, kör eder kisiyi ask kusurlari görmez görsede önemsemez asik....gercekten cok güzel bir yazi, ve cok dogru tespitler;) :)
melis_a - 06.12.2007 22:06:24



Bu makaleye yorum yazmak için
üye girişi yapmalısınız.
DİĞER YAZILARI
Burası Yalnızlık Ülkesi (14 Mayıs 2009)
Tek Çocuk Sendromu (14 Ocak 2009)
İndigo Çocuk Var mı, Yok mu? (21 Ekim 2008)
Bende Bir Anormallik Görüyor musun? (23 Eylül 2008)
Çocuk Eğitiminde Yapılan Hatalar (26 Temmuz 2008)
Panik Atak (25 Haziran 2008)
Duyu Bütünleme Terapisi (31 Mayıs 2008)
Hastalık Hastalığı (28 Nisan 2008)
Kişisel Gelişimin Korsanları (5 Nisan 2008)
Çocuktan Fazlasını Beklemek (14 Mart 2008)
Özel Eğitimde Etik Kurallar (11 Şubat 2008)
Engellilere Karşı Toplumsal Tutum (11 Ocak 2008)
Kimler Özel Eğitimci olsun? (28 Aralık 2007)
Engelliler Genelgesi ve Çarpıtılan Gerçekler (13 Aralık 2007)
Aşkın Çeşitleri (6 Aralık 2007)
Aşk Nedir? (21 Kasım 2007)
Sevgi mi, Aşk mı? (2 Kasım 2007)
Çocuk Psikoterapisi (27 Ekim 2007)
Kürtaj Cinayet mi? (15 Ekim 2007)
İkizleri Yanlış Eğitmek (25 Eylül 2007)
İş, Kariyer ve Çocuk (21 Eylül 2007)
Çocuklarımız ve Bilgisayar (21 Eylül 2007)
Çocuk ve Temizlik Alışkanlığı (25 Ağustos 2007)
İnternet Bağımlılığı (17 Ağustos 2007)
Çocuklarımız ve Bilgisayar (31 Temmuz 2007)
Hidro Terapi (20 Temmuz 2007)
Tutumların Esaretinde Bir Yaşam (6 Temmuz 2007)
Meslek Seçiminde Ebeveyn Hataları (29 Haziran 2007)
Müzik Terapi (21 Haziran 2007)

E - MARKET


Aradığınız ürünler burada

SİTE DİLİNİ SEÇİNİZ

 BİLGİ BANKASI
  1.ŞİİR YARIŞMASI
  Önemli Günler
  İK ve Kariyer
  Eğitici Kulupler
  Çocuk Kulübü
  Rehberlik Servisi
  Psikoloji
  Özel Eğitim

SOHBET

YAZARLAR
Yonca AYAS
EYLÜL GELDİ, KİTAPLAR GÖNLÜME İNDİ...
Sarp KAYA
GÜNÜMÜZDE İNSANIMIZIN BİREYSELLEŞTİĞİ BİLİNEN BİR GERÇEKTİR
Turgay GEZİCİ
Toplum Saat´inde Akrep misiniz? Yelkovan mı? Yoksa sağa sola sallanıp duran bir Sarkaç mı?
mem sus
BİZ BU EVE GELİN GELDİK!!!
M.Burak OLGUN
Ötekileştiremediklerimizdenmisiniz?
gürhan gürses
86400 SANİYE
Ercan HARMANCI
Çok Okumayın!
Ahmet Yıldız
Matematik Dersinde Kendini Gerçekleştiren Kehanet
Semra Saglar
Sorunlara Farklı Pencereden Bakarsak
Murat DİNCER
Amaçlarımız!

Diğer Yazarlar

SORU-CEVAP
  Kişisel Gelişim
  Psikolojik Danışma
  SBS Danışmanlığı
  ÖSS Danışmanlığı
  Beslenme ve Diyet
  KPSS Danışmanlığı
  Site İle İlgili Sorular
  Kitap Danışmanlığı
  İnsan Kayn./Kariyer
  Bilişim Teknolojileri
  Özel Eğitim / Çocuk Gelişimi

DOWNLOAD
  Seminer Sunuları (*.pps *.ppt)
  Word Dökümanlar (*.doc, *.pdf)
  E-Kitap
  Soru Bankası
  Bilgisayar Prog.


ANKET

Sitemizin bir dergisi olsa ne dersiniz?

Süper, hemen abone olurum(67%)
Hayır, bence gerek yok(32%)


567 kişi oyladı.

Diğer Anketler

DOSTLAR
  Rehber Abi
  Havza RAM
  Fındık Kabuğu
  Rehberlik Portalı
  ALFA Kitap
  Haber Kuşağı
  Oyun Yıldız

Tüm Dost Sitelerimiz

 
  2005 - 2008 © Kişisel Başarı

Gizlilik Güvencesi - Kullanım Sözleşmesi - Reklam - Künye