ana sayfa iletişim arama
 
HABERLER FORUM E-DERGİ E-KART GALERİ ANİMASYONLAR GÖRÜŞLER İTİRAFLAR SEMİNERLER TOPLİST KADRO
 
 
ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı
Şifre
  Hatırla
 
Yeni üyelik
Şifremi unuttum

MAKALELER
  KB Haber
  Gelistiren Filmler
  Hayvanlar Alemi
  Geliştiren Müzikler
  Geliştiren Video
  Aktif Öğrenme
  Sağlık
  Görüşünü Söyle
  Gelişim Dersleri
  Başarı Öyküleri
  Online Eğitim
  Başarı Yazıları
  Yüz Okuma
  Beden Dili
  Bilelim-Çözelim
  Bilinç Altı
  Foto Gelişim
  Türk Usulü
  Çocuk Psikolojisi
  Çoklu Zeka
  Diksiyon
  Geliştiren Sözler
  Ergen Psikolojisi
  Evlilik Danışmanlığı
  Geliştiren Sözler
  Geliştiren Hikayeler
  Geliştiren Yazılar
  Gülelim-Düşünelim
  Hafıza/Beyin
  Hızlı Okuma
  Hipnoz
  İletişim
  İlginç Başarı
  İlginç Bilgiler
  İş Dünyası
  Kariyer Danışma
  Kitap Dünyası
  Kitap Özetleri
  Lider Olmak
  Motivasyon
  Mutluluk Sanatı
  NLP
  Okulda Başarı
  Özel Eğitim
  Para Sanatı
  Parapsikoloji
  Ruh Sağlığı
  Söyleşi
  Spor Psikolojisi
  Stres ve Kaygı
  Test Edin
  Yabancı Dil
  Yönetim ve Liderlik
  Yurtdışı Eğitim
  Zaman Kontrolü
  Ruhsal Gelişim
  Çeviri Makale
  Egzersizler

İSTATİSTİKLER
Ziyaretçi
  » Bugün : 921
» Toplam : 25299034

Toplam
  » 56268 Üye
» 2796 Konu
» 667 Makale
» 7627 Haber
» 260 İtiraf
» 109 Seminer
» 268 Dosya
» 3549 Soru - Cevap
» 39 E-Kart
» 72 Resim
» 177 Animasyon
» 66 Toplist Üyesi
» 452 Ziyaretçi Görüşü
» 25464 Maillist Üyesi

Online
  Online 55 Ziyaretçi Var

Konular
Makaleler
Haberler
Seminerler
İtiraflar
Soru - Cevap
Dosyalar

  Created by Nergiss Media

Ergen Psikolojisi » Öfke Kavramı ( Bölüm 1 )

 
"Beni çıldırtıyor. Hiç laftan anlamıyor.", "Niçin bu evde kimse bana yardım etmiyor?", "Kaç kere ayakkabılarını çıkarmadan içeri girme dedim sana?", "Eşim çalışmamı istemediği için işten ayrılmak zorunda kaldım, ondan nefret ediyorum.", "Bu kadınlara hiç yaranamazsın zaten, ne yapsam ona yetmiyor.", "Kesin şu gürültüyü de maçı seyredeyim.", "Bıktım senin dırdırından.", "İstediğim gibi giyinip gidemiyorum, bu okuldan hoşlanmıyorum.", "Çok çalışıp, bütün sorulara cevap verdiğim halde yine zayıf aldım, hep bu öğretmenin yüzünden." "Neden hep onun istediği yere gidiyoruz, gitmeyeceğim artık.", "İstediğim kadroyu bana vermediler, onlara göstereceğim." Bu cümlelerin kimisi kadınların, kimisi erkeklerin kimisi de çocukların ağzından çıkmış, ama her birinin ortak bir yanı var: Öfke... ÖFKENİN diğer duygulardan pek farkı yok; ancak bu duygu pek çok kişiye korkutucu geliyor. Çünkü, bu duygunun çevreye ve ait olduğu bireyin kendisine yansımaları oldukça olumsuz. Olumsuz bir duygunun kabul edilmesi de pek kolay olmuyor. Böylece de insanoğlu "öfkesini", "öfkelileri" ve "öfkeyi" bir türlü anlayamıyor, hatta inkâr bile edebiliyor. Öfke de tıpkı üzüntü ve mutluluk gibi bir duygu. Bu yüzden inkâr edilmeyi ya da kabul edilmemeyi hak etmiyor. Olumlu ya da olumsuz her duygu gibi öfkenin de bir ömrü var; bu ömür tamamlandığında kayboluyor. Ancak öfkenin, bu tatsız süreyi kısaltmak ve onu daha iyi anlamak açısından "tüketilmesi" gerekiyor. Duygular doğaldır ve varlıkları, davranışların gözlenmesiyle ya da sözel ifadelerin verdiği mesajlarla anlaşılabilir. Duygular hakkındaki yanlış yorumlar onların sorgulanmasına yol açabilir. Oysa, duyguların sorgulanması, insanın doğal olan diğer özelliklerinin sorgulanmasıyla eşdeğerdir. "Neden karnın acıkıyor?", "Neden üzülüyorsun?", "Neden boyun uzun?", "Neden bu kadar kızıyorsun?", "Neden seviniyorsun?", "Neden düşünüyorsun?". Duygular, insanın kendisini iyi ya da kötü hissetmesine yol açarlar, ancak bir insanı iyi ya da kötü diye değerlendirmeye yetmezler. Olumlu duyguların hissedilebilmesi için insanın öncelikle yemek, barınmak ve korunmak gibi temel gereksinimlerinin karşılanmış olması gerekir. Temel gereksinimleri karşılanamayan insanlarda olumsuz duygular hızla harekete geçer. Bu yüzden aile ve toplum içinde olumsuz duygulara kulak vermek gerekir. Öfke de olumsuz duygulardan biridir. Öfkenin duygusal yönünün yanında, fizyolojik ve bilişsel bileşenleri de vardır. Bir başka deyişle öfke, düşünce ve davranışlarla da ilgilidir. Böyle bir duygu vücudun kendini olumsuz durumlardan korumaya yönelik bir tepkisi olabilir. Vücut stres altında kaldığında, böbreküstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılayarak alarm durumuna geçer. Kandaki miktarı böylece artan adrenalin kan basıncının yükselmesi, kalp atışlarının hızlanması gibi fizyolojik değişikliklere yol açar. Sonuç olarak da vücut kendini tehdit eden uyarana karşı koruma gücünü bulur. Kaçar, kovalar, saklanır, bağırır, dövüşür. Öfkelendiğimizde yüzümüz kızarır, bağırırız, sert davranışlarda bulunabiliriz. Tüm bunlar aslında fizyolojik kökenleri olan davranışlardır ve bu davranışları kendimizi olumsuz duyguların yükünden kurtarmak için gerçekleştiririz. Bu görüşten hareketle öfkenin, düşünce düzeyinde reddedilse bile beden diliyle inkâr edilemeyen bir duygu olduğu ileri sürülebilir. Öfke, özenle dikkate alınması gereken bir "işaretçi"dir. Neye işaret ettiğine gelince; öfkelenen kimsenin hakkı yeniyor, gereksinimleri ve istekleri karşılanmıyor, yaşamına ilişkin bir soruna gereken önemi kendisi vermiyor, içinde bulunduğu bir ilişki uğruna değer ve inançlarından ödün veriyor ya da gelişme ve yeteneklerini ortaya koyma şansı elinden alınıyor olabilir. Özetlemek gerekirse, öfke iki temel nedenle ortaya çıkabilir. Bu nedenlerden birincisi bireyin kendisinden, ikincisi ise karşısındaki birey(ler)in onda oluşturduğu duygulardan kaynaklanabilir. Öfke, ister bireyin kendisiyle ilgili ister karşısındakiyle ilgili bir nedenden kaynaklansın, özenle üzerinde durulup çözümlenmesi gereken bir duygudur. Dr. Thomas Gordon öfke olgusunu bir buzdağına benzetir. Buzdağının suyun üzerinde kalan kısmı öfkedir, oysa suyun altında kalan kısmı çok daha geniştir, yani öfkenin ortaya çıkmasına yol açan pek çok duygu burada gizlidir. Suyun altında kalan bu duygulara temel duygular adı verilir. Temel duygular birikip, sertleşip, katılaşınca, buzdağının tepesindeki öfkeyi oluşturur. Sözü geçen temel duygular ise kıskançlık, üzüntü, merak, yalnızlık, itilmişlik, kaygı, hayâl kırıklığı, haksızlık, anlaşılamamak ve sıkıntı gibi duygulardır. İnsanların çoğu, öfkeyi buzdağının tepesinde yaşar ve bir türlü çözümlenmemiş bu duygulara sıkı sıkı tutunur. Oysa, öfkenin kaynaklarını ortadan kaldırmayı başarmak için buzdağının altındaki temel duyguların anlaşılabilmesi gerekir. Gereksinimlerin hiçbir zaman ve hiçbir koşulda karşılanamadığı durumlarda öfkeyi yaşamak kaçınılmazdır. "Ben hiç öfkelenmem", "Çok nadir kızarım, ama bomba gibi patlarım", "Çok çabuk sinirleniyorum ve buna engel olamıyorum.". Bunlar, günlük yaşamda bireylerin kendi öfkeleriyle ilgili yorumlarından bazıları. Bu yorumlar, gerçekte öfkemizi ve nedenlerini pek de tanımadığımızı gösteriyor. Oysa öfke, kaynaklarını ortadan kaldırmak uğruna, sonuna kadar yaşanıp bitirilmesi gereken bir duygu. Ama bu nasıl yapılır? Yani öfke nasıl yaşanmalıdır? En önemli soru da bu. Duyguların Maskeli Balosunda Öfke, karşılanamamış gereksinimlerin işaretçisidir demiştik. İşaretçi olarak öfkenin verdiği mesaj "İstediğimi elde edemiyorum." olabilir. Biz insanlar bu mesajı verirken farklı davranışlara başvururuz. Seçilen bu davranışlar yoluyla da elde edemediğimiz bu amaçlarımıza ulaşmaya çalışırız. Kırılan gurur, gerçekte yersiz olan beklentiler ve zihinde yaratılan düşmanca fantaziler öfkeye yol açabilir. Zaman zaman kendi kusurlarımızı örterek, başkalarını suçlarken öfkeyi kullanırız. Diğer duygularımızı gizlemek ya da yok etmek için de öfkeden yararlanırız. Öfkeyi yaratan duyguları, öfkeyi gösteren davranışlardan ayırt etmek gerekir. Bazı durumlarda öfke yarar sağlayabilir. Saldırgan nitelik taşımayan davranışlara da yöneltebilir. Öfkenin yarar getirmediği tepkiler ise genellikle saldırgan eylem niteliği taşır. Burada amaç, öfke duyulan kişiye zarar vermektir. Saldırgan nitelik taşıyan eylemler tehdit etmek, hakaret etmek ve iğnelemek gibi sözel ya da dayak gibi fiziksel biçimlerde olabilir. Öfke, aynı duygunun süreğenleşmiş (kronikleşmiş) hali olan "düşmanlık"tan farklıdır. Öfke, geçici bir tepkidir ve her insanda oluşabilir. Düşmanlık ise kalıcı bir nitelik taşır. Bu noktada, birbirini düşman sayan ulusların ya da fanatik düşünce gruplarının çocuk ve gençleri eğitirken öfkeyi nasıl süreğenleştirdikleri ve pekiştirdikleri de üzerinde düşünmeye değer bir konu.
popüler yaşam


Eklenme Tarihi : 15 Ağustos 2006
Okunma : 2377
Toplam Puan : 6
Bu yazıya puan verin

Ana Sayfa  Sayfa Başı  Bu Konuyu Favorilerime Ekle  Bu Konuyu Arkadaşına Gönder  Yazıcı Görünümü





YORUMLAR


1. evt oyle oluyo hep anadınmı
karanlık3 - 02.02.2007 21:27:50



Bu makaleye yorum yazmak için
üye girişi yapmalısınız.

E - MARKET


Aradığınız ürünler burada

SİTE DİLİNİ SEÇİNİZ

 BİLGİ BANKASI
  1.ŞİİR YARIŞMASI
  Önemli Günler
  İK ve Kariyer
  Eğitici Kulupler
  Çocuk Kulübü
  Rehberlik Servisi
  Psikoloji
  Özel Eğitim

SOHBET

YAZARLAR
Yonca AYAS
EYLÜL GELDİ, KİTAPLAR GÖNLÜME İNDİ...
Sarp KAYA
GÜNÜMÜZDE İNSANIMIZIN BİREYSELLEŞTİĞİ BİLİNEN BİR GERÇEKTİR
Turgay GEZİCİ
Toplum Saat´inde Akrep misiniz? Yelkovan mı? Yoksa sağa sola sallanıp duran bir Sarkaç mı?
mem sus
BİZ BU EVE GELİN GELDİK!!!
M.Burak OLGUN
Ötekileştiremediklerimizdenmisiniz?
gürhan gürses
86400 SANİYE
Ercan HARMANCI
Çok Okumayın!
Ahmet Yıldız
Matematik Dersinde Kendini Gerçekleştiren Kehanet
Semra Saglar
Sorunlara Farklı Pencereden Bakarsak
Murat DİNCER
Amaçlarımız!

Diğer Yazarlar

SORU-CEVAP
  Kişisel Gelişim
  Psikolojik Danışma
  SBS Danışmanlığı
  ÖSS Danışmanlığı
  Beslenme ve Diyet
  KPSS Danışmanlığı
  Site İle İlgili Sorular
  Kitap Danışmanlığı
  İnsan Kayn./Kariyer
  Bilişim Teknolojileri
  Özel Eğitim / Çocuk Gelişimi

DOWNLOAD
  Seminer Sunuları (*.pps *.ppt)
  Word Dökümanlar (*.doc, *.pdf)
  E-Kitap
  Soru Bankası
  Bilgisayar Prog.


ANKET

Sitemizin bir dergisi olsa ne dersiniz?

Süper, hemen abone olurum(67%)
Hayır, bence gerek yok(32%)


567 kişi oyladı.

Diğer Anketler

DOSTLAR
  Fındık Kabuğu
  Havza RAM
  Aktuel Eğitim
  Rehber Abi
  Oyun Yıldız
  ALFA Kitap
  Haber Kuşağı

Tüm Dost Sitelerimiz

 
  2005 - 2008 © Kişisel Başarı

Gizlilik Güvencesi - Kullanım Sözleşmesi - Reklam - Künye